Music In Colors

Music in colors website is one of the nicest music websites in the internet world…The idea of relating colors to music is really creative although it is not something absolutely new. The design of the website is so pretty and colorful. Every week, one person – be it a DJ or a music lover(like me)- chooses the four songs of the week. I highly recommend it to music lovers all around the world.

My playlist is:

Alice in Chains – Would (Unplugged)

Medeski, Martin and Wood – Pappy Check

Thievery Corporation feat Emiliana Torrini – Until The Morning

Karen Elson – The Truth Is In The Dirt

Why have I chosen those songs? Alice in Chains has always been one of my favourite grunge bands. The peculiar voice of Layne and the marked back vocals of Jerry is always a pleasure to listen. I love their dark and intricate compositions and lyrics. I love the grunge view of life, the constant questioning of being…

I have encountered Medeski, Martin and Wood recently and Pappy Check is very catchy though it may not be their best song. I can’t stop humming it…:) I memorized it at their concert! :) Therefore, I chose it as a memory from that funky groovy concert.

I started listening to Thievery Corporation after I learned that Ilhan Ersahin also likes listening to them. Emiliana Torrini is a singer that I have discovered with this song. The dub rhythm of the song, the deep house background and the soft voice of Emiliana Torrini make this song delicious.

Karen Elson is a new discovery, too. Since I started using Blip.fm, I came across many new names. I liked the melody of the song at one go; it’s simple but nice, like a Sunday song…:) The hard electros come and go from time to time, turning things upside down.

I hope you will like them! :)

Enjoy the music…@ www.musicincolors.com

SONISPHERE ISTANBUL 2010…

Biraz geriden geliyorum ama yazı yazmak için ilhamı beklemek zorundayım. Sağolsun, o da hep gecikir ya da olmadık zamanlarda ortalardadır…

Gelelim Sonisphere’ın üzerimizdeki metal yağmuru etkilerine…

…1. Gün…

Geciktik…Elif’le bu defa tam vaktinde buluşmuştuk oysa ki…:D…Güvenlik taramasından geçtik ve şemsiyelerimizin çok tehlikeli olduğunu öğrendik…Meğer stadyumu havaya uçuracak güçteymiş bizim şemsiyeler…Derhal el kondu…Bozuk paralar da az değilmiş hani…Futbol maçlarında kullanıldıklarını bilirdik de konserde ne için kullanılabilirdi onlar? Sen tribündeyken saha içinde coşan arkadaşının seni görmesini sağlamak için kafasına fırlatılabilirdi tabii…Mesela ben kardeşime fırlatabilirdim…:D…Kendisi saha içinde takılıp duruyordu, bana bakmasını sağlayabilirdim tabii…hıh…Biraz saçmaladı güvenlik…Kalbimizi şemsiyelerde bırakıp girdik içeri…Yerimize vardığımızda Stone Sour sahnedeydi…Çok yakından takip ettiğimiz bir grup değil…Through Glass’tan öteye pek gitmez bilgim…Rock Am Ring konserlerini izlemişliğim var gerçi…Başarılı bir performans gerçekleştirdiler…Günün benim için en önemli grubu aslında Alice in Chains idi…Dünya gözüyle canlı dinledik ya, gözüm açık gitmez…Jerry’i pek severdim, hala da seviyorum. Vokal Layne’i neredeyse yakaladı, Rock Am Ring performanslarından biliyordum ama yine de ısınmak zaman alıyor…ille de Layne…Onunla başladık, onunla devam etmek istiyor gönül…Çok güzeldi…Nefes almadan dinledim diyebilirim…Elif ben bunların hangi parçalarını biliyorum yaa deyip durdu konser boyunca…Ben de nasıl bilmezsin Would, Man in the Box filan???…I-ıh olmadı…Elif’i zincirlere vurduramadım…Geleceğiz dediler bekleyeceğiz dedim içimden…Ve Rammstein…Neyle karşı karşıya olduğumu bilmiyordum. Parçaları tabii ki biliyoruz…Elif de çalışmış bir kaç parçaya…:D…Canlı performanslarını hiç izlememiştim. Video klipleri daha ilginç geliyordu. Show ard arda inen perdelerle başladı…önce siyah…sonra almanya bayrağı…ve sonra sahne…Daha ilk dakikadan itibaren bizi bizden aldılar, alıp götürdüler bambaşka dünyalara…Sonne…Keine Lust…Du hast…Almanca söylüyorduk kaptırmıştık…:D…Müzik ve patlamaların bu kadar senkronize olduğu bir gösteri izlememiştim…Adamlar bu işi iyi biliyor cidden…Ses daha iyi olabilirdi ama o attraksiyonlar ve müzik bunu bastırdı…Beğendim, daha da artmış bir sevgiyle kendilerini dinlemeye karar verdim…Çıkışta yeğenlerimle karşılaştım, kardeşim sayın Alihan’ı da yanımıza kattık. Rammstein’ın verdiği alev alev coşkuyla, önce balık-ekmek yedik sonra ver elini Shaft…Nasıl yani demeyelim…sayın Ci’yi kırmadık Kurtalan Ekspres konserine de gittik…Kendisiyle de dalgamızı geçmeyi unutmadık tabii…”Şimdi Ci, sen bateri çalarken Batuhan arkandan sigara içip dumanını üfleyecek, Ahmet Abi’nin her slap’inde bir mum yakıcaz, İdil, baloncuk üfleyecek seyirciye. Sayın Alihan maytap yakacak havai fişek tadında. Yalnız bota binip halkı selamlayamazsınız mekan küçük.” diyerek Rammstein da Rammstein dedik…:)

…2. Gün…

Pek konser havasında değildim ben…Akşam sabah ezanıyla yatmışım, öğlen kalkıp yeğenlerle kahvaltı etmişim…Garip bir gün oluyordu…Yarasa gibiydim sanki…:D…Elif de zaten Hayko’yu görüp gitme niyetindeydi…İyi ki de bu niyeti pek yüksek sesle ifade etmedi…Koca gün sadece Hayko için gelmek…dayak yenebilirdi…Manowar ve Accept dururken…:D:D:D…Bir güzel Hayko’yu dinledik…Bol brutal ve scream takıldı kendisi…Yeni basçı gruba alışmış ama canlı performansta Poyraz’ın süslemelerini yapmıyor…Albümdeki gibi takıldı…Neyse…Umut, şapka ve şort ile yazlık moda geçmişti…Biraz daha solo yapsa çok daha güzel olacak…Neyse…Bu arada Murat ne zamandır dijital bateri kullanıyordu???…Ben dijitalini sevmiyorum…Neyse…:D…Arada fotoğraf çekimine kalkıştık, canımız sıkıldı…Hedef en üst tribüne çıkmak, hatta tenteye tırmanmaktı da yol bulamayıp geri döndük…:)) İnönü’yü keşif…Gerçekten Çarşı doğru slogan atıyor. “Burası İnönü Buradan Çıkış Yok”…Alice in Chains, Rammstein, Metallica filan olacaksa tabii olmamasında bir sakınca yok…Manowar başlarken biz yavaştan yavaştan “biz de warız” diyerek taksime wardık. :) Kızacaksınız tabii, bırakıp gidilir mi diye ama ruh o gün oraya ait hissetmedi kendini bir türlü…zorladık olmadı…:D Cafe Krepen’e yollandık…Krep, bira, tiramisu…Gece ve muhabbet…:)

…3. Gün…

The Big Four için çok heyecanlıyız…Anthrax ile başladık güne…Çok enerjik…Bir metal grubu bu kadar sempatik olur…Sound güzeldi…Parçalar coşturdu…Joey beyefendinin enerjisine hayran olmamak mümkün değildi…Beğendik…Hey gidi 80ler ve 90lar demeye başladık bile…Sonra Megadeth’i beklemeye başladık…Çok deli Megadeth’çi sayılmayız onun için pek heyecan yok…Ama adamlar sahneye çıkınca yine de gözlerimizi alamadık kendilerinden…Bu Dave Mustaine hiç mi değişmez…Adamın saçının boyu bile aynı yaa…bunlar lost’u çözmüş olabilirler…Mega bir konserdi ama sound feciydi…Bildiğimiz parçaları da anlamadık…Ne söylediler pek bir fikrimiz yok…Ama olsun, maksat kendilerini sahnede izlemekti, izledik…2. hedef de tamam…:)…Sırada Slayer var…Başlamadan yemek yiyelim diyoruz…Festivalde yemek yemek video oyunu oynamak gibi…Önce yerini tutacak birilerini bulacaksın…O konuda şanslı çıktık, yanımızdaki gençler biz tutarız dediler. Sonra marka kuyruğuna girip marka alıcan. Sonra 3. aşama yemek kuyruğu.Ve diğer level:İçecek kuyruğu.Tüm bunları bitirip yerine geri dönünce Meksika dalgasına katılmak…(Saha içinin dalgası gerçekten görülmeye değerdi)…Yorulduk tabii…:)  Ödül

Slayer…:D…Davulcu Dave Lombardo gibisini görmedim…O nasıl kick vurmaktır öyle…amcam parmaklarını tıkırdatıyor sanki…İyi bir setlist ile karşımızdaydılar…Sound Megadeth’ten çok daha iyiydi…Son arada heyecan dorukta…Metallica’yı hafif bir rüzgar eşliğinde bekliyoruz…Kirk’ü Santana’ya benzetiyoruz…Ben biraz çirkin ama sevimli derken Elif kendisine toz kondurmuyor…Ben diyorumki James’in bu hali daha güzel…Elif diyor ki eskiden de yakışıklı adamdı…:D Anlaşamadık…Rob’a söylenecek bir lafımız yok…Neolitik dönemde kalmış…Zaman durdurulabiliyor demek….:D…Şaka bir yana iyi bassçı, gerisi yalan…parmakları pek hızlı…Lars…tarz…bazı hareketleri cidden sevimli mi yoksa oynuyor mu anlamakta zorlanıyorum…Konser arası magazin bu kadar…Ve klasik The Good, The Bad and The Ugly videosu ve müziği ile giriş…Ennio Morricone…severim…Creeping Death tabii ki…Zaten ondan sonrasını hatırlamıyorum…Neredeyse bütün parçaları söyledim…Bilmediğim bir kaç tane vardı…Kaç kere “yeaaaah” dediğimi bilemiyorum…Çok coşkuluydu…50 bin kişinin bir ağızdan şarkıları söylemesine ilk defa tanık oluyordum ve çok hoşuma gitti…Fade to Black’te neredeyse ağlayacaktım…Metal konserinde de gözyaşı mı olurmuş?…Tamam, yaşlanıyoruz

ne var yani…:D Sanki sahnedekiler çok genç…hıh…:D…Konserdeki büyük coşkunun bir sebebi de Metallica’nın kullandığı dev ekran ve kamera ekibi…Adamlar işi biliyor…Bundan önceki konserlerde gitar solosu yapılırken solisti çeken bizim kameraman arkadaşlar umarım biraz feyz almışlardır Metallica ekibinden…Hele bitiş görüntüleri oldukça güzel planlardan oluşuyordu…Tabii ki bu konserde de havai fişekler ve alevler vardı ama şahsen Rammstein’ın yanında sönük kaldı…:D…Her şeye rağmen güzel bir konserdi…Gökte dolunay vardı…Hafif bir esinti bizi sarmalıyordu…Tadı damağımızda kalmıştı…Do you feel it? Do you feel like I do?…(Not: James de artık bu lafları değiştirse iyi olacak. Her konserde de aynı şey söylenmezki)…yeaaaah….:)

2. not: Bundan sonra sayın kardeşim Sahne Önü’nden başka bilet tanımamaya karar verdi. Bence de pek mantıklı…Hele bir Alice in Chains geri gelsin…:D Metallica da tabii ki…Metallica Inc. oldular ama olsun…Müzik müziktir yine de…seviyorumm…:)